15 Eylül 2008 Pazartesi

Melek..





Annesi dün Zeynebe
"Melek yavrum!" diyordu,
İşitince bu sözü
Kız merak etti, sordu:

-Melek yavrum ne demek?
Doğrusu anlamadım.
Melek kanatlı olur;
Hani benim kanadım?

Cevap verdi annesi:
- Üç yavrum daha vardı,
Onlar kanatlanarak
Elimden uçmuşlardı.

Hepsi yalnız bıraktı,
Bu talihsiz kadını,
Bari sen uçma diye
Kopardım kanadını!


Faruk Nafiz Çamlıbel

Ali





Namluna dayanır yola dalarsın
Duruşun bakışın yaman be Ali
Boşuna tetiği ne kurcalarsın
Var daha ateşe zaman be Ali

Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin
Nerdeyse gelcek beklediklerin
Var iki atımlık canı kederin
Desene işleri duman be Ali

Onu sen büyüt de selvi boyunca
Kendini ellere versin o gonca
Sözüme kanmadı vurdu uyunca
Göynündü gözünü yuman be Ali

Duruyor iki genç ne hoş yanyana
Bir kurşun kadına bir de çobana
Dinlesin orman yıllarca Ali

Görünce uzanmış yar kucağına
Boynunu dolamış zülfü bağına
Kurşunu kahpeye atacağına
Kendine çevirdin aman be Ali


Faruk Nafiz Çamlıbel

Aşk..




  Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.


Özdemir Asaf

14 Eylül 2008 Pazar

İzmir Bilir Ya..





içimdeki hüzün yüzüme oturmasa da,
bu acı beni yerden yere savurmasa da,
gözümden başka bir yerden okunmasa da,
kim demiş mutlu olduğumu, yandım..

askın ölür ya, duan tutmaz ya, rüyan olmaz ya,
bende kül oldum yandım..
sevgin ölür ya, duan tutmaz ya,rüyan olmaz ya,
bende kül oldum yandım..
ben de kül oldum yandım..

içimdeki hüzün yüzüme oturmasa da,
bu acı beni yerden yere savurmasa da,
gözümden başka bir yerden okunmasa da,
kim demiş mutlu olduğumu, yandım..

askın ölür ya, duan tutmaz ya, rüyan olmaz ya,
bende kül oldum yandım..
sevgin ölür ya, duan tutmaz ya,rüyan olmaz ya,
bende kül oldum yandım..
aşkın ölür ya, duan tutmaz ya,rüyan olmaz ya,
bende kül oldum yandım..

izmir bilir ya, fallar çıkmaz ya,kimse bilmez ya,
bende kül oldum yandım..
bende kül oldum yandım..


Aslı Güngör & Enbe

Aşkım Adım Aşktır Benim..





Leyla yı aratan benim
Aşkım adim aşktır benim
Sevdayı yaratan benim
Aşkım adım aşktır benim

Ferhat’a daği deldiren
Yunusu nehre daldıran
Gah ağlatıp gah güldüren
Aşkım adım aşktır benim

Bülbül olup gülde öten
Mecnun olup çölde yatan
Gah ağlatıp gah güldüren
Aşkım adım aşktır benim

Yusuf’la zindana düsen
Cebur'la fırında pişen
Nice güzeli perişan eden
Aşkım adım aşktır benim


Kutsal olan aşka dair
Ver içeyim elde zehir
Sakın etme aşka kusur
Aşkım adım aşktır benim

Hem sağım hem solum zulüm
terk etmedi beni ölüm
Yaz adımı göğe gülüm
Aşkım adım aşktır benim


Hüseyin Karakuş

Zeynebim..



zeynep bu güzellik var mı soyunda
elvan elvan güller biter bağında
arife gününde bayram ayında
zeynebim zeynebim allı zeynebim
beş köyün içinde şanlı zeynebim

zeynebe yaptırdım altından tarak
tara zülüflerin bir yana bırak
zeynebe gidemem yollar pek ırak
zeynebim zeynebim allı zeynebim
beş köyün içinde şanlı zeynebim

söğüdün yaprağı narindir narin
içerim yanıyor dışarım serin
zeynebi bu hafta ettiler gelin
zeynebim zeynebim allı zeynebim
beş köyün içinde şanlı zeynebim

kangaldan aşağı mamaşın köyü
derindir kuyusu serindir suyu
güzeller içinde zeynebin huyu
zeynebim zeynebim allı zeynebim
beş köyün içinde şanlı zeynebim


Aşık Süleyman

Hasret Serpilmez Umudun Yanına..




Hasret serpilmez umudun yanına,bir kere serptin mi kendi kendini eker.Önce toprağı kandırıp sokulur yanıbaşına ve salmaya başlar zehir salgılayan kökünü.O kök salmaya başlayınca anlarsın hasretin toprağa nasıl sımsıkı tutunduğunu,serptiğine pişman olup sökmek istersin umudun yanından.Vurduğun kazmalar,attığın kürek kürek topraklar...Ömrünün sonuna kadar da kazsan ayıramazsın umuda sımsıkı sarılmış hasret köklerini ve hızlıca büyümeye başlar.Sense artık ellerin başının arasında sadece umudu nasıl sömürüp yok ettiğini izlersin.Evvel rengini çalar umudun,büyümesini yavaşlatırken kendi hızlıca büyür.Öyle bir an gelir ki umut nokta kadar kalır hasretin yanında.Toprağın altında umudun köküne dolanmışlığıyla haince zehrini akıtırken hasret yukarıda var gücüyle üüstüne yüklenir.İki büklüm olur umudun,bir gövdede iki büklüm...Ve çürütür yavaş yavaş;o çürür sen gözyaşları içinde izlersin.O kadar uzun sürer ki o izleme,hayattan canın pahasına çaldığın bir umut her gece kan olup oturur boğazına.Sen ağlarsın çevrendekiler sana ağlar,sana yeni bir umut yaratabilme çabasıyla sağlarına sollarına çaresizce bakınırlar.Seninse gözlerin hayattan canın pahasına çaldığın o umutta kalır.Yavaş yavaş yok oluşunu,eriyip tükenişini görürken belki halime acır vazgeçer umudumu çiğnemişliğinden düşüncesiye beklersin.Ama çok geç;bir kere hasret serpmeyeceksin umudun yanına,serptin mi kendi kendini eker.Sen her ne kadar farkında olmasanda gözyaşlarınla güçlenip hem seni hem de hayattan canın pahasına çaldığın o umudu ezer geçer ve o bitmek tükenmek bilmeyen izleyişten sonra anlarsın ki bir hasret milyonlarca umudu yok eder...



Kerem Yüce

Mutlu Olma Şansı..





Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili,
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...


Yılmaz Güney

Mihriban..





Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamıştın,çözülmüyor mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor mihriban

Yar,deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor mihriban

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut cizilmiyor mihriban

Boşa bağlanmış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım karabahtım tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor mihriban

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor mihriban





Unutursun Mihribanım



unutmak kolay mı deme
unutursun mihribanım
oğlun kızın olsun hele
unutursun mihribanım

hayat böyle bu gemide
eskiler yiter yenide
beni değil kendini de
unutursun mihribanım

yıllar sineme yaslanır
hatıraların paslanır
bu deli gönül uslanır
unutursun mihribanım

zaman erir kelep kelep
meyve dalda durmuyor hep
unutturur bir çok sebep
unutursun mihribanım

gün geçer azalır sevgi
değişir herşeyin rengi
bugün değil, yarın belki
unutursun mihribanım

süt emerdin gündüz gece
unuttun ya büyüyünce
bu işte tıpkı öylece
unutursun mihribanım



ABDURRAHİM KARAKOÇ

Aşk






Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki,
Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk.

Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından
Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk.

Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp,
Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk.

Sevgilinin otağını gökkuşağına boyayıp gece-gündüz,
Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk.

Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak,
Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk.

İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa,
Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk.

Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer,
Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk.

İsrafil'in Sur'unu ruhunda duymaktır aşk,
Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.


Bahaeddin Karakoç